ömergençer
"yazılar"
"yazı köşeleri"nde yayınlanan aylık yazıları www.yersizyurtsuz.com'da okuyabilirsiniz.
|
istasyondaki çocuklar
bir ben, bir insansız şehir vardı yenişehir istasyonunda, trenin rayda bıraktığı seslerin izleri duruyordu bir de
gecenin ortasında. simit ayran satan büfe de kapanmıştı. saati geçmiş banliyö trenini gereksiz olasılıklarla
bekleyerek ve nerede konaklayacağımı düşünerek bir uçtan bir uca dolanırken, arkamdan gelen sesle irkildim.
dokuz on çocuk hepsi erkek, alüminyum kutu dolu çuvalı rayların üzerinden sürterek geliyorlardı.
öyle arsız, öyle kirli, öyle güzel dokuz on çocuk, biri olsun bakmadı yüzüme...
iki çocuk öpüşmeye başladı, sonra diğerleri yaşamlarında ilk kez öpüşüyorlarmışcasına acemi, ama ürkmeden; benden, şehirden, birbirlerinden çekinmeden üstelik. bir ara birkaçı anlarındaki battaniyelerini geçirdiler kafalarına, soğuğun etkisini azaltmak içindi sanırım.
biliyorum ki yanlış tasarlanmış düzenin tasarım hatası olarak varoldukları dünyada kendileri gibi birilerine sığınıp,
yeryüzünde gezinirken birbirlerinin dudaklarında bildikleri ama bulamadıkları sıcaklığı arıyorlardı.
her adımlarında geride kalan yaşamlarında horlanmış olmaya karşı başkaldırışlarını soylulaştırmak,
varlık ve yokluk arasındaki o ince çizgide yürüyüşlerini sürdürebilme kavgasıydı dudaklardan alınan güç, bir birlik tokalaşmasıydı.
atacakları her adımda geleceğin onlar için gelmeyeceğini, tükenişin geciktirilmesiydi, şehirdeki dengesizliğin bir dengesiydi
aynı düzeye getirilen iki çift dudak.
biliyorum ki anlamsızlığın kurallaştırıldığı, aşkların katledildiği bir dünyada yaşamlarındaki soru işaretlerini azaltmaktı
tek amaç. her şeyin yanıtını bulmak bu kadar kolay, yalın olmalıydı belki de kazanmanın veya kaybetmenin,
doğru veya yanlışın olmadığı bir dünyada.
şehre ve kendime baktım, yaşamımı sorguladım; sığındığım evimi, kaygılarımı, gitarımı, kitaplarımı, kasetlerimi,
ailemi, dostlarımı, otel odalarını, yalnızlığımı süzdüm içimde. bir yığın soru sorabilirdi insan kendine,
kendini afyonlayacak bir yığın yanıt da bulabilirdi. insanı uysallaştırmanın bir deneyimi mi bu bizim için,
bizim adımıza kurgulanan yaşam? yoksa yeniden kurgulasak her şeyiyle, başka bir aşk başka bir dünya yaratır mıyız en baştan?
sürmeli öpüşmeler, bir gün hepimiz öpüşmeliyiz, bildiğimiz ama yitirdiğimiz, yüreklerimizdeki insani sıcaklığı beslemenin
tek yolu bu.
|
anasayfa
www.yersizyurtsuz.com (yazı köşeleri)
|